Randevu Al →

Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Ticareti Suçu (TCK m.188)

Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Ticareti Suçu (TCK m.188) — kapak görseli

Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 188. maddesinde düzenlenmiş olup, kamu sağlığını korumayı amaçlayan ve Türk ceza hukukunda en ağır yaptırımlara bağlanan suç tiplerinden biridir. Kanun koyucu, yalnızca uyuşturucu maddenin satılmasını değil; imal edilmesini, ithal veya ihraç edilmesini, nakledilmesini, depolanmasını, satışa arz edilmesini, başkasına verilmesini ve ticari amaçla bulundurulmasını da suç kapsamına almıştır.

Bu nedenle TCK m. 188, uygulamada en sık karşılaşılan ceza normlarından biri olmasının yanında, delillerin değerlendirilmesi ve hukuki nitelendirmenin belirlenmesi bakımından en çok tartışılan suç tipleri arasında yer almaktadır. Her uyuşturucu madde bulundurma olayı otomatik olarak “uyuşturucu ticareti” suçunu oluşturmaz. Suçun oluşup oluşmadığı, yalnızca ele geçirilen maddenin miktarına göre değil; olayın tüm özellikleri ve dosya kapsamındaki deliller birlikte değerlendirilerek belirlenir.

TCK m. 188 Kapsamında Hangi Fiiller Suç Oluşturur?

Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti suçu, seçimlik hareketli suç olarak düzenlenmiştir. Başka bir ifadeyle, kanunda belirtilen hareketlerden yalnızca birinin gerçekleşmesi dahi suçun oluşması için yeterli olabilir. Kanuna göre;

  • Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal edilmesi,
  • İthal veya ihraç edilmesi,
  • Satılması veya satışa arz edilmesi,
  • Başkasına verilmesi,
  • Sevk edilmesi ya da nakledilmesi,
  • Depolanması,
  • Ticari amaçla satın alınması, kabul edilmesi veya bulundurulması

TCK m. 188 kapsamında değerlendirilebilmektedir.

Bu nedenle suçun oluşabilmesi için mutlaka fiilî bir satışın gerçekleşmesi şart değildir. Somut olayın özelliklerine göre satışa yönelik hazırlık niteliğindeki bazı davranışlar da suçun oluşumu bakımından önem taşıyabilir. Ancak bu değerlendirme yapılırken yalnızca ele geçirilen uyuşturucu maddenin miktarı değil, tüm deliller birlikte ele alınmalıdır.

Uyuşturucu Ticareti ile Kullanmak İçin Bulundurma Suçu Arasındaki Fark

Uyuşturucu suçlarında uygulamada en çok tartışılan konulardan biri, TCK m. 188 kapsamında düzenlenen uyuşturucu ticareti suçu ile TCK m. 191 kapsamında düzenlenen kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçu arasındaki ayrımdır. Uyuşturucu madde bulundurulması tek başına ticaret suçunun oluştuğu anlamına gelmez. Hukuki değerlendirmede belirleyici unsur, uyuşturucu maddenin hangi amaçla bulundurulduğudur.

Yargıtay’ın yerleşik uygulamasında, bu ayrım yapılırken tek bir ölçüt esas alınmamaktadır. Ele geçirilen uyuşturucu maddenin miktarı, paketlenme şekli, hassas terazi veya paketleme malzemesi bulunup bulunmadığı, sanığın uyuşturucu kullanıcısı olup olmadığı, iletişim kayıtları, para hareketleri, tanık anlatımları ve dosyadaki diğer maddi deliller birlikte değerlendirilmektedir.

Örneğin tek parça hâlinde bulunan, kişisel kullanım sınırları içerisinde değerlendirilebilecek miktarda olan ve ticaret yapıldığına ilişkin başka delillerle desteklenmeyen uyuşturucu maddeler bakımından olayın TCK m. 191 kapsamında değerlendirilmesi gündeme gelebilir. Buna karşılık uyuşturucu maddenin çok sayıda ayrı paket hâlinde bulunması, hassas terazi ve paketleme malzemelerinin ele geçirilmesi, satış içerikli mesajlaşmalar, müşteri listeleri, ticari para hareketleri veya benzeri olgular ticaret suçunun varlığı bakımından önemli değerlendirme kriterleri arasında yer almaktadır.

Uyuşturucu Davalarında Deliller Nasıl Değerlendirilir?

Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti suçuna ilişkin davalarda mahkûmiyet kararı çoğu zaman yalnızca ele geçirilen maddeye dayanmaz. Ceza yargılamasında maddi gerçeğe ulaşılabilmesi amacıyla birçok farklı delil birlikte değerlendirilmektedir.

Özellikle;

  • Fiziki takip ve teknik takip tutanakları,
  • HTS kayıtları ve baz istasyonu verileri,
  • Güvenlik kamerası görüntüleri,
  • Cep telefonları ve diğer dijital materyaller,
  • Mesajlaşma içerikleri,
  • Banka hesap hareketleri,
  • Tanık beyanları,
  • Gizli soruşturmacı veya muhbirden elde edilen bilgiler

soruşturma ve kovuşturma sürecinde dosya kapsamına alınabilmektedir.

Ancak ceza muhakemesinin temel ilkelerinden biri, delillerin hukuka uygun yöntemlerle elde edilmiş olmasıdır. Anayasa’nın 38. maddesi ile Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 206 ve 217. maddeleri uyarınca hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen deliller, kural olarak mahkûmiyet hükmüne esas alınamaz. Bu nedenle uyuşturucu davalarında yalnızca delilin varlığı değil, delilin hangi yöntemle elde edildiği de savunma bakımından büyük önem taşımaktadır.

Her Dosya Kendi Özelliklerine Göre Değerlendirilir

Toplumda zaman zaman belirli miktarın üzerindeki her uyuşturucu maddenin otomatik olarak ticaret suçunu oluşturduğu yönünde yanlış bir kanaat oluşabilmektedir. Oysa Türk ceza hukukunda yalnızca miktara dayalı kesin bir ayrım bulunmamaktadır. Elbette ele geçirilen uyuşturucu maddenin miktarı önemli bir değerlendirme ölçütüdür; ancak tek başına belirleyici değildir.

Yargıtay uygulamasında; maddenin türü, miktarı, ele geçiriliş şekli, sanığın savunması, kullanım alışkanlığı, iletişim kayıtları, para hareketleri ve dosyadaki diğer tüm deliller birlikte değerlendirilerek hukuki nitelendirme yapılmaktadır. Bu nedenle birbirine benzer görünen iki olay, dosya kapsamındaki delillerin farklılığı nedeniyle farklı hukuki sonuçlara ulaşabilir.

Soruşturma Aşamasının Önemi

Uyuşturucu suçlarında soruşturma aşaması, çoğu zaman davanın sonucunu doğrudan etkileyen en önemli süreçtir. Arama ve elkoyma işlemlerinin hukuka uygun şekilde gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği, muhafaza zincirine uyulup uyulmadığı, kriminal inceleme raporları, telefon ve dijital materyal incelemeleri ile şüpheli ifadeleri, yargılama sırasında ayrıntılı biçimde değerlendirilmektedir.

Bu nedenle soruşturmanın ilk anından itibaren usule ilişkin işlemlerin dikkatle incelenmesi, hukuka aykırılık iddialarının zamanında ileri sürülmesi ve savunma hakkının etkin şekilde kullanılması büyük önem taşımaktadır.

Sonuç

Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçu, Türk ceza hukukunda en ağır yaptırımlara tabi suç tiplerinden biridir. Bununla birlikte, her uyuşturucu madde bulundurma olayı otomatik olarak ticaret suçunu oluşturmaz. Somut olayın özellikleri, ele geçirilen maddi deliller, failin amacı ve dosyanın bütünü birlikte değerlendirilerek hukuki nitelendirme yapılmalıdır.

Yargıtay’ın yerleşik uygulaması da uzun yıllardır bu doğrultuda gelişmekte olup, özellikle ticaret amacı ile kişisel kullanım amacının birbirinden ayrılmasında olayın bütüncül değerlendirilmesini esas almaktadır. Bu nedenle uyuşturucu suçlarına ilişkin soruşturma ve kovuşturma süreçlerinin hem maddi ceza hukuku hem de ceza muhakemesi hukuku bakımından titizlikle yürütülmesi, hak kayıplarının önlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır.

Avukat Ata Biberci

0539 433 9980